Asya Ekspedisyonu

Anket

Cemal Gülas'tan Çocuklara Mektup

Tarih / Date: 23-04-2013

Cemal Gülas'ın Çocuklar İçin Yazdığı Mektubun Devamı Geldi. Çocuklara-2...

Çocuklara - 2

Şimdi sizi konudan daha fazla uzaklaştırmadan, benim hayallerime doğru yola çıktığım o küçük dağ köyüne götüreyim. 

Burası üç dağın arasında, 700 metre yükseklikte, yemyeşil ormanların, şırıltılarla akan derelerin arasında kaybolmuş, insanların kendi yediklerini kendilerinin yetiştirdiği, bazen ayda, bazen iki ayda bir şehre inip; gaz, tuz, bez aldıkları, yolu olmayan küçük bir dağ köyüdür. 

Bu küçük dağ köyünde hayat insanların sosyal yardımlaşma ve iyilik üzerine kurulu dünyalarından ibarettir…  

Hayal kurabileceğim her türlü zenginliğe sahip bu yerde bir ayının sabah size ormanın içinden bakması, bir karacanın zıplayarak önünüzden geçmesi ya da size emanet edilen beş tane ineğin bir kurt tarafından kovalanması ihtimali ile iç içe yaşamak bugün şehirlerde büyüyen çocukların asla göremeyecekleri ve hayalini kuramayacakları gerçek bir dünyanın da ta kendisiydi.

O gün alnımı ve burnumu saatlerdir dayadığım camdan dedemin omzuma dokunarak neyi seyrettiğimi sormasıyla uyandım ve dedeme karı eşeleyen küçücük serçeyi gösterip, "Bak dede." dedim; "O ne kadar çok uğraşıyor bir çimenin tohumuna ulaşmak için, ama ben hiç uğraşmadan sofram kuruluyor sıcak evimizde." 

Dedem önce serçeye sonra bana bakıp:

“Al bakalım onu içeriye senin kadar rahat olacak mı burada, unutmaman gerekir ki her taş kendi yerinde güzel ve ağırdır. Ne o serçe içerde ne de sen dışarıda mutlu olurdun oğlum.” demişti.

“Onun dünyası orası, senin dünyan burası. Ama birbirinden ayrı görünen bu dünyalar aslında birbirleriyle o kadar içiçe ki o serçe olmazsa senin, sen olmazsan o serçenin hayatı böyle olamazdı. İşte bu yüzden büyürken yaşadığın dünyayı çok iyi anlaman lazım; unutma çok iyi anlaman için de tek anahtarın hayal kurmak olacak.“

Ben hayal kuruyordum ama kurduğum hayallerin boyutları çevremde gördüklerimden ibaretti, peki bunlardan başka ne hayal kurabilirim, dediğimde dedem bana:

“Zaman geçtikçe, sen geliştikçe ve çevrendekileri anladıkça hayallerin de gelişerek büyüyecek…  Ama şimdi yapman gereken bir şey vari. “dedi.

"Nedir?” dedim.

Dedem benden çoğunlukla iş istemezdi, hep ben dedeme sorardım:

"Dede bu gün ne yapacağım?”

"Hadi gel odun keselim!"

Bugün ben ondan bir iş istemeden bana iş veriyordu. 

Evimiz üç yüz yıllık ahşap, büyük bir evdi. Kışın üzerindeki karı küremek kolay olsun diye çatısı bir tür saza benzeyen otlarla kaplanmıştı.  

Evin içinde köydeki 15 çocuk saklambaç oynayıp birbirimizi bulamayacağımız kadar büyük bölmeler vardı. Bütün bu bölmeler evin ortasındaki hayat denilen daha büyük bir salona açılırdı. 

Bizim köydeki bütün düğünler, mevlütler, toplantılar hep bu hayatta yapılırdı. Dedem beni de peşine takarak evin mutfak bölümünden hayata hayattan da ambara geçti.  

Şaşırmıştım dedemin bana ambarda ne iş vereceğini tahmin edemiyordum. Bu arada dedem ambardaki rafların birinden iki tane yumurta aldı. Elinde tuttuğu yumurtaları bana doğru uzattı:

“Al oğlum bunları." dedi.

Onun tek elinde tuttuğu yumurtaları iki avucuma sığdırabildim, yumurtalar ellerimden daha büyüktü. Ne yapacağımı bilmeden yumurtalara bakarken dedem:

"Bu yumurtalardan birini ceketinin sağ cebine, diğerini de sol cebine koy.”  dedi. 

Ben ise:

“Dede bunlar çiğ yumurta kırılır!" dedim.

Dedem:

“Sen onları ceplerine koy, sonra da git köyün bir başından diğer başına kadarki evlere “Akşam dedemin yemeği var sizi de bekliyor.” de." dedi. 

Düz bir sırtın üzerine kurulmuş evlerin arasında giden patika yolun sağında ve solunda benim boyumu geçen kar yığıntısı vardı. İnsanlar bu patikalardan gidip geldikleri için patikalar yer yer buz tutmuştu ve benim cebimde iki tane çiğ yumurta ile bu patikadan giderek tüm evlerdeki kişileri akşam yemeğine davet etmem isteniyordu. 

Gitmek bir şey değildi, ben günde birkaç sefer gidiyordum ama asıl sorun bu yumurtaların cebimde oluşuydu. Dedeme:

“Dede, bu yumurtaları pişirip cebime koysan...” dedim. 

Dedem:

“Hayır oğlum, eğer bu yumurtaları hiç kırmadan herkesi davet edip eve dönebilir ve yumurtaları bana verirsen dileyeceğin bir dilek gerçek olacak“ dedi.

Devam Edecek... 

 

ARŞİV

İnimden Mektuplar - 1 

İnimden Mektuplar - 3




Yorum Yaz


E-Posta :


Saklı tutulacaktır

İsim :


Yorumunuzun yanında gösterilir

Yorumu Gönder

Mevcut Yorumlar

  • ayşim incesulu
    30-04-2013

    yasamını yasadığı gibi paylasan...belgeleyen..."sahıcı" bir kimlik...hayranlık uyandıran bır kişilik...genlerine ve onu buyuten özel insanlara selam olsun...şanslılar emeklerini karşılığını kat be kat almışlar...almaktayız... hep paylaşın bizimle sevgılı Gulas..:))

  • Necati
    24-04-2013

    çok güzel ... ama hikayenin sonunu beklerken arkası yarın :)